Mektup (Kısa Öykü)
Yağmurlu
bir gün. Ağır ağır ve dopdolu düşen yağmur damlaları. Havada kayıyorlar ve
Arnavut kaldırımı yolların üstüne birer birer düşüyorlar. Uzun bir tente
altında eskimiş sıralar. Onların önünde bir kürsü, üstünde mikrofon ve iki
yanında hoparlör ile mektubumun okunmasını bekliyor bir başına. Tentenin biraz
gerisinde, sarkmış dallarıyla çok daha uzun çam ağaçları. Yemyeşiller ve
altları kozalaklarla dolu. Kozalaklar ıslak, hüzünlü, kırgın.
Oğlum
saatine bakıyor. 11.55, beş dakikam var, diye geçiriyor içinden. Stres, korku,
çaresizlik... Ve yağmur... Çamlardan düşüp yuvarlanan kozalaklar şıpırdıyor
yağmur damlalarıyla buluşunca. Şıp şıp eden yağmurun sesi oğlumu daha da
geriyor, geriyor ve geriyor. Elini boğazına götürüp yakasını genişletiyor. İki
yana çekiştiriyor ilikli yakasını. Derin derin nefesler alıyor. Saatine
bakıyor, 11.59. Rahatlıyor bir dakika için. Bir dakikaya muhtaç. Bir dakika...
Nelerini vermezdi bir dakika için. Beni bir dakika daha görebilmek, gözlerimi
kapatmadan önce birkaç kilometre öteden bana yetişmek, bir dakikalığına bana
gülümsemek, bir dakika... Topraktan hatıralarımızı kokluyordu. O ıslak çiğ
toprak kokusunda yılların yaşanmışlığı gömülüydü. Bir dakikasına muhtaç olduğu
ben gömülüydüm, tüm anılarıyla. Şimdi toprağı sıksa, o düşen yağmur damlaları
topraktan kurtulup birer hayale dönüşür ve anılarımızı canlandırırdı. Bir
dakika yeterdi bu anıları izlemek için.
Saat
12.00. Ayağa kalktı, üç adımla kürsüye ulaştı. Ceketinin iç cebinden terleyen
elleriyle buruşmuş kâğıdı çıkardı ve kürsüye yerleştirdi. İki elini kürsünün
iki yanında dayadı. Mikrofona yaklaştı ve bir nefes aldı. Elleri kasılmış
vaziyette kâğıtta yazılanları okumaya başladı mikrofona.
"Sevgili
ailem, can dostlarım, sevdiklerim,
Güzel
şeyler yaşadıklarım, kötü anlar geçirdiklerim, beni sevenler, düşmanlarım,
Beni her
şeyden çok sevdiğinden hiç şüphem olmayan karım,
Onunla
birlikte çok iyi yetiştirdiğimiz güzel kızım, canım oğlum,
Orada
oturan diğer herkes,
Siliniz
gözyaşlarınızı. Bu yağmur boşa yağmıyor. Şimdi tüm anılarımızla bu toprağın
altındayım. Hepsi burada, merak etmeyin. Kozalaklar üstümde dans ediyor, sizin
gözyaşlarınız, yağan yağmur bedenimin üstünden akıp gidiyor. Kimseyle bir
sorunum olmadı. Kalp kırmaktan hep korktum. Kalbimi kıranları affettim.
Ezilenin yanında, haksızın karşısında durdum. Şu dünyadan bir gram şüphe
etmedim, dostlar. Bu dünyaya inandım, sevgiye ve adalete inandım. Geride
bıraktığım onca insanla bu koca dünya ne de parlak, ne de özendirici! Şimdi şu
çamların arasında koşturmak, o tentenin altında düğün yapmak vardı! Ama
dostlarım, ben bunlara doydum. Şimdi silin gözyaşlarınızı ve bırakın yas
tutmayı. Bu yağmur boşa yağmıyor."
Yorumlar
Yorum Gönder